Özel Arama
Vatandaşlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Vatandaşlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

T.C. Anayasası

78. Madde


Türkiye Büyük Millet Meclisinin seçimlerinin geriye bırakılması ve ara seçimleri
Savaş sebebiyle yeni seçimlerin yapılmasına imkân görülmezse, Türkiye Büyük Millet Meclisi, seçimlerin bir yıl geriye bırakılmasına karar verebilir.
Geri bırakma sebebi ortadan kalkmamışsa, erteleme kararındaki usule göre bu işlem tekrarlanabilir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliklerinde boşalma olması halinde, ara seçime gidilir. Ara seçim, her seçim döneminde bir defa yapılır ve genel seçimden otuz ay geçmedikçe ara seçime gidilemez. Ancak, boşalan üyeliklerin sayısı, üye tamsayısının yüzde beşini bulduğu hallerde, ara seçimlerinin üç ay içinde yapılmasına karar verilir.
Genel seçimlere bir yıl kala, ara seçimi yapılamaz.
(Ek : 27.12.2002 - 4777/2 md.) Yukarıda yazılı hallerden ayrı olarak, bir ilin veya seçim çevresinin, Türkiye Büyük Millet Meclisinde üyesinin kalmaması halinde, boşalmayı takip eden doksan günden sonraki ilk Pazar günü ara seçim yapılır. Bu fıkra gereği yapılacak seçimlerde Anayasanın 127 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü uygulanmaz.

Tüzel Kişilik Türleri

Posted by aulger On 11:52 1 yorum



Tüzel kişiler, çeşitli kıstaslara göre ayırıma tabi tutulabilirler.
Tüzel kişilerin türleri

Bünyelerine Göre

Tüzel kişiler her şeyden önce bünyelerine, yani iç yapılarına göre ikiye ayrılırlar: Kişi toplulukları, mal toplulukları.

Kişi Toplulukları

Bir tüzel kişi, belli bir gayenin gerçekleştirilmesi maksadıyla ve bağımsız bir var lığa sahip olmak üzere kişilerin bir araya gelmelerinden doğmakta ise, bu tüzel kişi bir kişi topluluğu niteliği arz eder; yani bu tüzel kişinin bünyesi korporatiftir. Onun bünyesini, kurmuş olan kişiler (kurucular) ve sonradan ona katılmış bulunan kişiler (üyeler, ortaklar) teşkil eder. Dernekler, şirketler, devlet, vilayet (İl Özel İdaresi) , belediyeler ve köyler, kişi topluluğu niteliğindeki tüzel kişilerdir.

Mal Toplulukları

Bir tüzel kişi, belli bir gayeyi gerçekleştirmek maksadıyla ve bağımsız bir varlığa sahip olmak üzere kişilerin belli bir malı veya malları bu gayeye özgülemelerin den meydana gelmekte ise, bu tüzel kişi mal topluluğu niteliğini arz eder; yani bu tüzel kişinin bünyesi kurumsaldır. Vakıflar ve kamu kurumları, örneğin üniversiteler mal topluluğu niteliğindeki tüzel kişilerdir.
Tüzel kişiler bünyelerine göre kaça ayrılırlar?

Tabi Oldukları Hukuka Göre

Tüzel kişiler bir de tabi oldukları hukuk kurallarına göre bir ayırıma uğrarlar: Kamu hukuku tüzel kişileri, özel hukuk tüzel kişileri.

Kamu Hukuku Tüzel Kişileri

Kamu hukuku tüzel kişileri, kamu hukukuna tabi bulunan tüzel kişilerdir. Bu tür tüzel kişiler kamu gücünü (amme iktidarını) temsil ederler; böylece özel hukuk kişileriyle olan ilişkilerinde eşit değil, üstün bir durumda bulunurlar. Diğer taraftan, bu tür tüzel kişiler kuruluş, işleyiş ve sona eriş bakımlarından da özel hukuk tüzel kişilerinden ayrılırlar. Örneğin bunlar bir kanunla kurulurlar ve özel hukuk tüzel kişileri gibi kendi iradeleriyle kendilerini ortadan kaldıramazlar (feshedemezler) .
Kamu Yönetimleri (Amme İdareleri) denilen devlet, vilayet (İl Özel İdareleri) , belediyeler ve köyler, kişi topluluğu niteliğindeki kamu hukuku tüzel kişileridir. Kamu Kurumları (Amme Müesseseleri) , örneğin üniversiteler, hastaneler ve “Türkiye Radyo Televizyon Kurumu” (TRT) mal topluluğu niteliğindeki kamu hu kuku tüzel kişileridir.

Özel Hukuk Tüzel Kişileri

Özel hukuk tüzel kişileri, özel hukuka tabi olan tüzel kişilerdir. Bu tür tüzel kişiler diğer kişilerle olan ilişkilerinde eşit durumdadırlar. Diğer taraftan, bu tür tüzel kişiler kamu hukuku tüzel kişileri gibi bir kanunla değil, kişilerin iradeleri ile kurulur ve yine kendi iradeleriyle ortadan kaldırılabilirler. Özel hukuk tüzel kişileri, gerçekleştirmek istedikleri gayelerinin mahiyetine göre, iktisadi amaçlı tüzel kişiler ve iktisadi olmayan amaçlı tüzel kişiler veya kazanç paylaşma amacı güden tüzel kişiler ve kazanç paylaşma amacı gütmeyen tüzel kişiler şeklinde bir ayırıma tabi tutulurlar.
İktisadi amaç ya da kazanç paylaşma amacı güden tüzel kişilere şirket (ortaklık) denir ki, bunlar Ticaret Kanununa tabidirler. Örneğin bankalar bu tür tüzel kişilerdendir. Ticaret Kanunumuz “Ticaret Şirketleri” başlığı altında kolektif, komandit, anonim ve limitet şirket türlerini düzenlemiştir.
İktisadi olmayan gaye ya da kazanç paylaşmaktan başka bir gaye güden tüzel kişilere ise dernek denir ki, bunlar Medeni Kanun ile özel bir kanun olan “Dernekler Kanunu” hükümlerine tabidirler. İktisadi olmayan gayelere örnek olarak siyasi, edebi ve ilmi gayeler ile hayır yapmaya, san’ata ve spora yönelik gayeleri gösterebiliriz .
Özel hukuk tüzel kişilerinin gayelerinin hangi bakımdan önemi vardır? Dernekler ile şirketler birbirinden nasıl ayırabilirsiniz?
“Medeni Kanun” hükümlerine tabi olan vakıflar da kural olarak iktisadi olmayan gayeli tüzel kişilerdir.


Kaynak: http://notoku.com/tuzel-kisilerin-turleri/#ixzz1py2nZP4S
NotOku.com'a teşekkürler. 
 

2012 Ödülleri - Jüriler kararlarını verdiler

Uzun metraj film yarışması

En iyi film:
Paylaştırılmıştır (ex aequo)
Barbara“ Yönetmen: Christian Petzold 
Lal Gece / Nacht der Stille“ Yönetmen: Reis Çelik
En iyi erkek oyuncu: İlyas SalmanFilm: „Lal Gece / Nacht der Stille
Yönetmen: Reis Çelik
En iyi kadın oyuncu: Dilan AksütFilm: „Lal Gece / Nacht der Stille
Yönetmen: Reis Çelik
Öngören Ödülü
Zenne
Yönetmen: Caner Alper, Mehmet Binay
Seyirci Ödülü: „Kaddisch für einen Freund / Bir dost için hayır duası
Yönetmen: Leo Khasin

Kısa film yarışması

En iyi kısa film: „Eisblumen / Buz Çiçekleri
Yönetmen: Susan Gordanshekan
  
En iyi ikinci kısa film: „Long Distance Call / Uzak Mesafeli Görüşme
Yönetmen: Grzegorz Muskala
En iyi üçüncü kısa film; „Ali Ata Bak
Yönetmen: Orhan İnce
Kaynak: http://www.fftd.net/


Festival programı hakkında ayrıntılı bilgiye 10 Mart Cumartesi gününden itibaren film.iksv.org adresinden ulaşabilirsiniz.
31. İstanbul Film Festivali için geri sayım başladı. Otuzuncu yılında 150 bin izleyiciyle yine Türkiye’nin en büyük sinema etkinliği olan İstanbul Film Festivali’nin programı her zaman olduğu gibi bu yıl da dopdolu.
Festival sponsorluğunu bu yıl sekizinci kez AKBANK’ın üstlendiği 31. İstanbul Film Festivali, 31 Mart–15 Nisan tarihlerinde yapılacak. Gösterdiği filmlerin niteliği ve çeşitliliğiyle önder konumunu koruyan İstanbul Film Festivali, bu yıl da sinemaseverlere 20’nin üzerinde bölümde 200’ün üzerinde filmden oluşan programının yanı sıra ünlü konuklar, usta sinemacıların katılacağı söyleşi ve atölye çalışmaları, sinema dersleri, ustalık sınıfları ve konserlerle dolu dolu iki hafta vaat ediyor.
Her zaman olduğu gibi sinemaseverlere oldukça zengin bir içerik sunacak festival programında bu yıl 2011 ve 2012'nin yeni yapımlarından sinemanın unutulmaz klasiklerine ve usta yönetmenlerinin başyapıtlarına seçmeler, Ocak ayında Sundance ve Şubat’ta Berlin’de dünya prömiyerlerini yapan filmlerden, Uluslararası Altın Lale, Ulusal Altın Lale ve FACE İnsan Hakları yarışmalarına, belgesellerden çocuk filmlerine uzanan geniş bir yelpazede filmler izleyicilerle buluşacak. Festivalde, İKSV’nin 40. yılı için hazırlanan “Sinema ve Müzik” başlıklı bölümün yanı sıra “Devrimin Filmini Çekmek”, “Yunanistan’da Neler Oluyor?”, “Bir Çin Sinema Geleneği: WuXia”, “Aile İçinde” gibi yeni bölümler ve Mark Cousins’in The Story of Film: An Odyssey / Filmin Hikayesi: Uzun ve Maceralı Bir Yolculuk adlı 15 saatlik filminin özel gösterimi dikkat çekiyor.

Kaynak:http://film.iksv.org/tr




12 Eylül 2010 Anayasa değişiklikliklerine göre:

*TBMM Başkanı ilk seçiminde 2 yıl, sonra dönem sonuna kadar görev yapacak.

*Memurların özlük hakları toplu sözleşmede düzenlenebilecek.

*Memurlar, disiplin cezalarını yargıya götürebilecek.

*İdare mahkemeleri ve Danıştay, “yerindelik” denetimi yapamayacak, “kamu yararı” gerekçesiyle karar alamayacak. Yüksek Askeri Şûra kararıyla ordudan ilişiği kesilen subaylar, yargıda hak arayabilecek. Terfi işlemleri ve kadrosuzluk nedeniyle albaylıktan veya generallikten emekliye ayrılanlar geri dönemeyecek.

*Anayasa Mahkemesi 17 üyeden oluşacak. TBMM, Sayıştay ve baroların göndereceği adaylar arasından 3 üyeyi seçecek. 14 üyeyi ise Cumhurbaşkanı atayacak. Cumhurbaşkanı, 4 atamayı doğrudan yapacak. Bu isimler, üst kademe yöneticileri, avukatlar, birinci sınıf hâkim ve savcılar ile en az 5 yıl deneyimli Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından olacak. Kalan 10 üyeden 3’ü Yargıtay’dan, 2’si Danıştay’dan, 1’i Askeri Yargıtay’dan, 1’i Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nden, 3’ü YÖK’ün göstereceği öğretim üyelerinden seçilecek.

*Anayasa Mahkemesi üyeleri 12 yıl için seçilecek. 65 yaşını dolduran emekliye ayrılacak.

*Anayasa Mahkemesi 2 daire ve Genel Kurul’dan oluşacak. Anayasa maddelerinin iptaline ve partilerin kapatılmasına 17 üyeden en az 12’sinin oyuyla karar verilebilecek.

*HSYK 22 asil ve 12 yedek üyeden oluşacak, 3 daire halinde çalışacak. Adalet Bakanı Kurul’un başkanı, Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurul’un doğal üyesi olarak kalacak. 4 üyeyi Cumhurbaşkanı hukukçular ve avukatlar arasından atayacak. Yargıtay’dan 3 üye, Danıştay’dan 2 üye, Türkiye Adalet Akademisi’nden 1 üye seçilecek. 7 üye birinci sınıf adli yargı hâkim ve savcılarından, 3 üye birinci sınıf idari hâkim ve savcılardan olacak. Meslekten çıkarılan hâkim ve savcılar yargıya başvurabilecek.


Mario Draghi (d. 3 Eylül 1947Romaİtalya), 16 Ocak 2006'dan bu yana İtalya Bankası müdürü olan bir İtalyan bankacı ve ekonomist.
Mario Draghi 1 Kasım 2011 tarihinden itibaren Jean-Claude Trichet'in yerine Avrupa Merkez Bankası Başkanı olarak atanmıştır. Draghi, İtalya Bankası müdürü sıfatıyla yılında Yönetim ve Avrupa Merkez Bankası ve Uluslararası Ödemeler Bankası Yönetim Kurulu üyesi Genel Kurullarının bir üyesidir. Aynı zamanda İtalya Uluslararası İmar Bankası Yönetim Kurulları başkanı ve Asya Kalkınma Bankası başkanıdır. Nisan 2006 yılında, Finansal İstikrar Forumu Başkanı seçildi. 2009 ilkbaharında Finansal İstikrar Kurulu başkanı oldu.

2012 Güncel Bilgiler 1

Posted by aulger On 05:40 0 yorum


* 2012 yaz olimpiyatları 27 Temmuz-12 Ağustos 2012 tarihleri arasında İngiltere'nin başkenti Londra'da düzenlenecek.

*2011 AB Dönem Başkanları Macaristan ve Polonya
  2012 AB Dönem başkanları ise Danimarka ve Kıbrıs .

*Uluslararası Para Fonu'nda (IMF) Dominique Strauss-Kahn'ın istifasıyla boşalan başkanlık koltuğuna Fransa Maliye Bakanı Christine Lagarde seçildi.

Litvanya'nın başkenti Vilnius'ta 6 Aralık'ta başlayan iki günlük Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Bakanlar Konseyi 18. Toplantısı yapıldı.

*
35. UEFA Kongresi için Paris’te bulunan UEFA İcra Kurulu,  düzenlediği basın toplantısında 36. Kongre’nin 2012 yılının Mart ayında İstanbul’da yapılmasına karar verdi.

Maddi Hukuk Ve Şekli Hukuk

Posted by aulger On 03:14 1 yorum

Hukuku oluşturan kuralların bir diğer tasnifi ise kuralın olay çözümüne mi, yoksa usulüne mi ilişkin olduğu ile ilgilidir. Bu sınıflandırma ile “maddi hukuk” ve “şekli hukuk” kavramlarına ulaşılır.

Maddi hukuk somut olayı çözmeye yönelmiş, belirli bir konuya ilişkin yargı içeren önermelerdir. Şekli hukuk ise belirli bir olayın çözümünde izlenecek yolları gösteren kurallardır.

Temel Hukuk Terimleri

ACENTE: Bağımlı bir sıfat olmaksızın bir sözleşmeye dayalı olarak belli bir yer veya bölge içinde sürekli şekilde ticari işletmeyle ilgili sözleşmelerin yapılmasına aracılık etmeyi veya bu sözleşmeleri o işletme adına bizzat yapmayı meslek edinen kişi. Unsurları:Bağımsızlık, Süreklilik, aracılık veya sözleşme yapma, acentelik işinin meslek edinilmiş olması .

ADİ KEFALET: Borçlu tarafından ödeme yapılmaması halinde ikinci derecede olmak kaydıyla bu borcu ödemeyi taahhüt eden kişi. Alacaklının adi kefile başvurabilmesi için önce borçluyu (dava ve icra yoluyla) tak,ip etmesi ve borçludan alacağını tahsil edememiş olması gerekir.

ALACAKLININ TEMERRÜDÜ: Alacaklının usulüne uygun olarak yapılmış olan ifa teklifini haklı bir neden olmaksızın reddetmesi. Borçluya mahkemeye başvurarak malı tevdi etme veya (bozulabilecek, saklaması zor olan mallarda) sattırıp bedelini tevdi yada (yapma borçlarında) sözleşmeyi feshetme yetkisi verir.

ARİYET: Bir malın bedelsiz (ivazsız) olarak başka birine kullanmak amacıyla ödünç verilmesi

AVAL: Kambiyo senetlerinde borcu ödeme garantisi verme işlemi. Avalist, borcun ödenmesini borçludan bağımsız olarak taahhüt eder, borçluya ait defilerden yararlanamaz.

AYNİ HAK: Maddi mallar üzerinde tasarruf etme yetkisi veren mutlak hak türü. Ör: Mülkiyet Hakkı

BORCU SONA ERDİREN NEDENLER: a-)iradi nedenler: ifa, ibra, takas, tecdit, birleşme b-)iradi olmayan nedenler: (şahsi borçlarda taraflardan birinin ölümü, kusursuz imkansızlık ve zamanaşımı)

BORÇLANDIRICI İŞLEM: Taraflar arasında borç doğurucu bir etkiye sahip olan ve borç konusu mal veya hak üzerinde herhangi bir etkisi olmayan işlemler. Ör: Satım sözleşmesi, satıcıya malın mülkiyetini devir borcunu doğurur, ancak bu sözleşmeye rağmen satıcı malı başkasına satar ve teslim ederse yeni alıcı mülkiyet hakkını elde eder.

BORÇLUNU TEMERRÜDÜ: Muaccel bir borcun vade gününde yerine getirilmemesi üzerine alacaklıya gecikme tazminatı talep etme yetkisi veren hukuki olay. Şartları: borcun muaccel ve ifa edilebilir olması vade gününün geçmesi (vade belli değilse alacaklının ihtarı)

BUTLAN: Bir hukuki işlemin geçerli olması için uyulması gereken esas veya şekil şartlarından birinin bulunmaması. Butlan halinde yapılan işlem baştan itibaren geçersiz olur. Taraflar verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade etmek zorundadırlar. Butlan sebepleri: ehliyetsizlik, hukuka aykırılık, imkansızlık, ahlaka aykırılık ve muvazaa

CİRANTA: Emre yazılı bir senedi ciro yoluyla devreden kişi. Ciranta, senet hamiline karşı müteselsil sorumluluk taşır.

DEFİ: Borçlunun kendisinden istenen şey, alacak hakkının varlığını kabul ettiği halde özel bir haklı sebebe dayanarak ödemeden kaçınma hakkı. Ör: Zamanaşımı Defilerin davada dikkate alınabilmesi için hak sahibi tarafından ileri sürülmesi gerekir.

DOĞRUDAN TEMSİL: Bir kişinin başka bir kişi adına ve hesabına hukuki işlem yapması

DOLAYLI TEMSİL: Bir kişinin kendi adına ve başka bir kişi hesabına hukuki işlem yapması

EKSİK BORÇ: Kanunda öngörülen bir nedenle talep ve dava edilmesi mümkün olmayan borç. Ör: Zamanaşımına uğramış borç, kumar/bahis borcu, evlenme tellallığından doğan borç, ahlaki bir görevin yerine getirilememesinden doğan borç. Eksik borçlar, borçluya defide bulunarak ödemeden kaçınma yetkisini verir, ancak borçlu rızasıyla ödeme yaparsa verdiğini geri isteyemez.

GABİN: Bir kişinin zor durumu, tecrübesizliği veya bilgisizliğinden yaralanarak edimler arasında açık nisbetsizlik meydana getirilmesi. Gabin halinde sözleşme geçerli olmakla birlikte, gabine uğrayan taraf bir yıl içinde sözleşmeyi feshetme hakkına sahiptir.

GAİPLİK: Bir kişinin uzun süredir haber alınamaması (5 Yıl) veya ölüm tehlikesi altında kaybolması (1 yıl) halinde yakınlarının başvurusu üzerine mahkeme kararıyla kaybolduğuna karar verilmesi.

HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE: Kanunda öngörülen sürenin geçmesiyle hakkın kullanılma ve talep edilebilme özelliğini kaybetmesine neden olan süre. Ör: irade fesadı hallerinde 1 yıl içinde sözleşmeyi fesih hakkı. Hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu iddiası bir itiraz niteliği taşır.

HAKSIZ FİİL: Hukuka aykırı bir fille kusurlu olarak bir başka kişinin şahsına veya malvarlığına zarar verilmesidir. Unsurları: Hukuka aykırı fiil, zarar, kusur, illiyet bağı

HUKUKİ İŞLEM: Bir veya daha fazla kişinin hukuki sonuç doğurmak amacıyla açıkladıkları irade beyanıdır. Tek taraflı (vasiyetname) çok taraflı (sözleşme ve karar) olabilir.

İBRA: Alacaklının edim yerine getirilmediği halde akacağından vazgeçmesi suretiyle borçluyu borcundan kurtarmasıdır. İbranın geçerli olabilmesi için borçlu tarafından kabul edilmesi gerekir. İflas eden kişinin ibrası hükümsüzdür.

İFA UĞRUNA EDİM: Borçlunun ifa etmesi gereken şeye karşılık olarak alacaklıya başka bir şey vermesi ve alacaklının bu şeyi paraya çevirmesi suretiyle alacağını elde etmesi kararlaştırılmış olması durumunda ifa uğruna edim söz konusu olur.

İFA YERİNE EDİM: Borçlunun ifa etmesi gereken şeye karşılık olarak alacaklıya başka bir şey vermesi alacağın sona ermiş sayılacağının kararlaştırılması halidir.

İFLAS: Borçlunun haczedilebilen bütün malvarlığının paraya çevrilmesi ve bütün alacaklılarına ödeme yapılmasına mahkeme kararıyla karar verilmesi. İflasa tabi kişiler, Tacirler, eski tacirler (1 yıl süreyle) Koll.ve Kom.ŞTİ. ortakları, banka yönetim kurulu üyeleri, ve bankaların en az %5 hissesine sahip ortaklar.

İHTİYATİ HACİZ: Kaçma ve mallarını gizleme teşebbüsünde bulunan borçlunun mallarına alacaklının talebiyle mahkeme kararıyla geçici olarak el konulması.

İKRAH (TEHDİT): Hukuka aykırı bir tehditle kendisine veya yakınlarına zarar verileceği ileri sürülerek bir kişinin sözleşme yapmaya (irade beyanında bulunmaya zorlanması).

İLAMLI İCRA: Alacağın bir mahkeme kararıyla veya borçlu tarafından imzası kabul olunmuş olan bir belgeye dayanması halinde yapılan takip usulü.

İLAMSIZ İCRA : Herhangi bir belgeye dayanması gerekmeyen alacaklar için kullanılan takip usulü

İMZALARIN BAĞIMSIZLIĞI İLKESİ: Kambiyo senetlerinde imzası bulunan her bir kişinin kendi imzasında sorumlu olacağı , başkalarının imzasının geçersizliği nedeniyle ödemeden kaçınamayacağı ilkesi.Ör: borçlunun imzası sahte olsa bile ciranta hamile karşı sorumlu olmaya devam eder.

İNTİFA HAKKI: Bir kişiye başka bir kişiye ait mal üzerinde tam bir yaralanma yetkisi veren irtifak hakkı

İRADE FESADI: Bir kişinin hata, hile veya tehdit nedeniyle irade beyanında bulunması

İRTİFAK HAKKI: Başkalarına ait mallar üzerinde kullanma veya tam bir yararlanma yetkisi veren sınırlı ayni hakların ortak adı. Ör: Sükna Hakkı İntifa hakkı geçit hakkı

İSTİSNA SÖZLEŞMESİ: Bir kişinin bedel karşılığında sözleşmede öngörülen somut bir ürünü imal etme taahhüdü altına girmesini öngören sözleşme

İŞTİRA HAKKI: Tek taraflı irade beyanında bulunarak başka birine ait bir malı bedelini ödemek suretiyle satın alma hakkı

İTİRAZ: Karşı tarafın iddiasına karşı talep edilen hakkın doğmadığının veya sonradan ortadan kalktığının iler,i sürülmesi. İtiraz davada hakim tarafından resen dikkate alınır.

IZTIRAR HALİ: Bir kişinin kendisine yönelmiş bir tehlikeden kurtulabilmek için zorunlu olarak üçüncü bir kişinin malına zarar vermesi. Iztırar fiilin hukuka aykırılığını ortadan kaldırmakla birlikte, tazminat yükümlülüğünü sona erdirmez.

KARZ: Para veya misli eşyanın (tüketim mallarının) belirli bir süre kullanıldıktan sonra geri verilmesini öngören ödünç sözleşmesi ivazlı veya ivazsız olabilir.

KAZAİ RÜŞT: 15 yaşını tamamlamış bir mümeyyiz. Küçüğün istek ve menfaatinin olması halinde ana babasının onayı ve mahkeme kararıyla reşit sayılması.

KOMİSYONCU: Ücret karşılığında kendi adına müvekkili hesabına hukuki işlem yapmayı üstlenen kişidir.

KONİŞMENTO: Deniz Ticaretinde yurt dışına gönderilmek üzere gemiye yüklenen ticari malların cins ve niteliğini gösteren ve senedi devralan kişiye bu mallar üzerinde mülkiyet hakkı tanıyan kıymetli evrak niteliğindeki ticari senet.

KONKARDATO: Borçlarını ödemeyecek duruma gelen borçlunun alacaklarının da kabul edilmesi halinde borcunun bir kısmını ödeyerek sorumluluktan kurtulmasına imkan veren icra yolu

MAKBUZ SENEDİ: Umumi mağazalara tevdi edilen ticari malların cins ve niteliğini gösteren ve senedi devralan kişiye bu mallar üzerinde mülkiyet hakkı tanıyan kıymetli evrak niteliğindeki ticari senet

MENFİ ZARAR: Her iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde borçlunun temerrüdü halinde, alacaklının sözleşmeyi feshetmesi sonucunda talep edilen zarar şekli. Alacaklının bu haktan yararlanabilmesi için borçluya ek süre verip bu durumu bildirmesi gerekir.

MUACCEL BORÇ: Vadesi gelmiş istenebilir borç.

MÜECCEL BORÇ: Vadesi gelmemiş ve dolayısıyla borçludan yerine getirmesi talep edilemeyen borç

MUNZAM ZARAR: Para borçlarında borçlu temerrüdü halinde, alacaklının talep etmeye haklı olduğu temerrüt faiziyle karşılanmayan ek zarar.



MUVAZAA (DANIŞIKLIK): Tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla gerçek iradelerinin dışında yaptıkları işlemler. Muvazaalı işlemler geçersizdir. Mutlak muvazaa, taraflar arasında gizli bir işlemin olmadığı hallerde (Ör: Alacaklıdan mal kaçırmak için ev eşyasının komşulara devredilmesi), Nisbi Muvazaa; tarafların gerçek iradelerine uyan gizli işlemi gizlemek amacıyla görünürde ikinci bir işlem yapmaları halinde. (Ör:mirasçıların geri almasını önlemek için bağış işleminin satış olarak gösterilmesi) söz konusu olur. Görünürdeki işlem, tarafların gerçek iradesinin uygun olmadığı için geçersiz olmakla birlikte, gizli işlem kanunun aradığı şekil şartını da taşımak kaydıyla geçerli sayılır.

MÜMEYYİZ: Yaptığı davranış ve işlemlerin sebep ve sonuçlarını kavrayabilecek akli olgunluğa sahip kişi

MÜNHASIRAN ŞAHSA BAĞLI HAK: Mutlak hak sahibi kişi tarafından kullanılması gereken, başkalarına devri ve temsilci aracılığıyla kullanılması mümkün olmayan, mirasçılara geçmeyen haklar. Evlenme, boşanma, mirasın reddi, nişanı bozma, manevi tazminat talep etme gibi haklar.

MÜSBET VUKUF: Bir kişinin belirli bir olayı bildiğinin sabit olması

MÜSBET ZARAR: Her iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde borçlunun temerrüdü halinde, alacaklının aynen ifadan vazgeçerek talep ettiği zarar şekli. Alacaklının bu haktan yararlanabilmesi için borçluya ek süre verip bu durumu bildirmesi gerekir.

MÜTESELSİL BORÇ: Bir boca birden fazla kişinin diğerinden bağımsız olarak ödeme taahhüdünde bulunması . Alacaklı müteselsil borçluklardan herhangi birine başvurarak alacağının tamamını ödemesini talep edebilir.

MÜTESELSİL KEFALET: Başka birine ait bir borcun borçlusundan bağımsız olarak ödeme taahhüdünde bulunması . Alacaklı, borçluya veya doğrudan müteselsil kefile başvurarak alacağının tamamını ödemesini talep edebilir.

MÜTESELSİL SORUMLULUK İLKESİ: Kambiyo senetlerinde imzası bulunan her bir kişinin (keşideci, avalist, ciranta vs.) senet hamiline karşı müteselsil sorumluluk taşıdığını öngören kural.

NİSBİ HAK: Sadece taraflar arasında ileri sürülebilen ve üçüncü kişilere karşı talep hakkı vermeyen haklar Ör:Alacak hakkı

ÖDEMEZLİK DEFİ: Her iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan birinin edimini önce ifa etme yükümlülüğünün olmadığı hallerde karşı tarafın ifa talebini reddedebilme yetkisi.

ÖLÜM KARİNESİ: Ölümüne kesin gözle bakılan olayda kaybolan ve cesedi bulunamayan kişiler için geçerli olan ve olayın gerçekleştiği yerdeki en büyük mülki amirin (vali, garnizon, komutan vs.) kararıyla nufüs kaydına ölü yazılmasına imkan veren karine. Ölüm karinesinin geçerli olabilmesi için, okyanusta gemi batması, uçağın havada infilak etmesi gibi kurtulma olasılığının bulunmadığı bir olayda kişinin kaybolmuş ve cesedinin bulunamamış olması gerekir. Bu durumda söz konusu kişi evli ise, evlilik sona erer., mirası, mirasçıların arasında paylaştırılır.

PEY AKÇESİ: Bir sözleşmenin yapıldığına delil olmak üzere verilen para veya para yerine geçen taşını mal. Pey akçesinin veren taraf, kusuru ile taahhüdünü yerine getirmezse verdiğini geri alamaz. Karşı taraf taahhüdünü yerine getirmeyecek olursa pey akçesinin iki katını ödemek zorundadır.

SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME: Haklı bir sebep olmaksızın başka birinin zararına olarak bir kişinin malvarlığında artış meydana gelmesi veya azalmanın önlenmesidir. Şartları: Zenginleşme, fakirleşme illiyet bağı, haklı bir sebebin olmaması. Ör: yanlış kişiye havale gönderilmesi, borçlu olduğu zannıyla birine ödeme yapılması, Çalışacağı düşüncesiyle işçiye avans verildiği halde işi bırakması. Sebepsiz zenginleşme halinde kişi, verdiğini fark ettiği tarihten itibaren 1 yıl içerisinde geri isteyebilir. Azami süre 10 yıldır.

SEÇİMLİK BORÇ: Borçlunun hangi edimi yerine getireceği hususunda alacakların tercihte bulunma yetkisinin olduğu borçlar. Ör: Yarışmayı kazanan kişiye bir otomobil veya değerinin para olarak verileceğinin öngörülmesi.

SEYYAR TÜCCAR MEMURU: Ticari işletmenin merkezi dışındaki yerlerde tacir adına işlem yapma yetkisi verilen bağlı tacir yardımcısı Ör: Pazarlama elemanları

SÖZLEŞME: Her iki tarafına karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanıyla meydana gelen hukuki işlem.

SÜKNA HAKKI: Bir taşınmazın sahibi tarafından başka birine tanınan ve o taşınmazı bizzat kullanma yetkisi veren kişisel irtifak hakkıdır. Tapuya tescil edilerek tesis edilir. Hak sahibi taşınmazı bizzat kullanabilir, başkasına kiraya veremez, devredemez.

ŞUFA HAKKI: Bir taşınmazın üçüncü bir kişiye satılması durumunda hak sahibi kişinin tek taraflı bir irade beyanında bulunmak suretiyle bu taşınmazı satın almasına olanak veren nisbi hak (önalım hakkı). Müşterek mülkiyet konusu taşınmazlarda kanun gereği paydaşlardan her birine tanınmış olup, ayrıca tescil gerekmeksizin satışın öğrenildiği tarihten itibaren 1 ay içinde, en geç on yıl içinde kullanılması gerekir (yeni medeni kanuna göre bu süreler 3 ay ve 3 yıldır). Şufa hakkı sahibi, tapuda yazılı devir bedeli üzerinden taşınmazı satın alır. Taşınmaz bağış yapılır veya paydaşlardan birine satılacak olursa hak kullanılamaz. Sözleşmeyle tanınacak olursa, etkisinin kuvvetlendirilmesi için tapuya tescil edilmesi gerekir.

TAKAS:Borcu sona erdiren nedenlerden biri olup, birbirinden karşılıklı alacaklı olan kişilerde alacağa muaccel olan tarafın tek taraflı irade beyanıyla gerçekleşir. Takas beyanında bulunabilmek için alacakların aynı türden olması gerekir.

TASARRUF İŞLEMİ: Bir hakkı ortadan kaldırmak, değiştirmek veya meydana getirmek gibi ayni etkisi bulunan hukuki işlem. Ör: Mülkiyetin devri, borcun ödenmesi.

TECDİT (YENİLEME): borcu sona erdiren nedenlerden biri olup, tarafların anlaşmasıyla eski borcun ortadan kaldırılması ve bunun yerine yeni bir borç ihdas edilmesi suretiyle gerçekleşir.

TELLAL: Taraflardan hiç birine bağlı olmaksızın ücret karşılığında ticari işlere aracılık yapmayı meslek edinen kişi. Emlakçi

TEMSİL: Bir başka kişi adına veya hesabına hukuki işlem yapma yetkisi verilmesi. Temsil yetkisi, tek taraflı bir hukuki işlemle verilebileceği gibi vekalet, hizmet sözleşmesi kapsamında da verilebilir.

TESELSÜL KARİNESİ: Ticari işlerde borç altına giren veya kefil olan kişiler arasında müteselsil sorumluluk kuralının uygulanmasını öngören karine.

TEYİT MEKRTUBU:Tacirler arasında sözlü olarak yapılan anlaşmaların teyidi amacıyla taraflardan birince hazırlanan ve sözleşmelerin unsurlarını içeren hukuki işlem. Teyit mektubunu alan taraf, 8 gün içerisinde itirazda bulunmazsa içeriğini kabul etmiş sayılır.

TİCARET KARİNESİ: tacirin işlerinin ticari iş sayılmasını öngören karine.

TİCARİ İŞLETME: Sürekli ve bağımsız şekilde iktisadi faaliyette bulunan ve esnaf sınırlarını aşan iş hacmine sahip iktisadi teşebbüs. TTK’na göre unsurları: Ticarethane,fabrika ticari şekilde işletilen müesseseler

TİCARİ MÜMESSİL: İşletmenin bütün işlerini idare etmek ve ticaret ünvanı altına imza atma yetkisi verilen genel yetkili tacir yardımcısı, Ticaret siciline tescil edilerek atanır. Tacire ait olan ortak alma, işletmeyi devretme, taşınmazların satımı gibi olağanüstü işlemleri yapma yetkisi yoktur. Kredi alma ve kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisi vardır. Temsil yetkisi ticaret siciline kaydedilmek şartıyla şube işleriyle veya birlikte temsil şekilde sınırlandırılabilir.

TİCARİ VEKİL: Ticari mümessil sıfatına olmaksızın işletmenin bütün işleri veya bazı işleri için temsil yetkisi verilen bağluı tacir yardımcısı. Ör: Kasa görevlisi, reyon şefi, fabrika müdürü.

TÜZÜK: Kanunların uygulanmasını veya emrettiği hususları düzenlemek amacıyla bakanlar kurulu tarafından danıştay incelemesinden geçirilerek Cumhurbaşkanının onayıyla resmi gazetede yayınlamak suretiyle yürürlüğe konulan hukuki düzenlemeler. Ör: Ticaret Sicili Tüzüğü . Tüzüklerin anayasa veya kanunlara aykırılığı danıştay tararından denetlenir.

VARANT:Umumi mağazalara tevdi edilen ticari mallar üzerinde rehin hakkı tanıyan kıymetli evrak niteliğindeki ticari senetler.

VEDİA: Taşınır bir malı belirli bir süre için muhafaza edilmesini öngören emanetçilik sözleşmesi. Yapılan iş karşılığında ücret alınmaması mümkündür.

VEFA HAKKI: Bir malın eski malikine alıcı tarafından sözleşmeyle tanınan ve tek taraflı irade beyanında bulunarak bu malı geri alabilmesini olanak veren nisbi hak. Tapuda tescil edilmek suretiyle taşınmazı devralan üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi mümkündür.

VEKALET: başka birine ait bir işin idaresi veya hizmetin görülmesi taahhüdünü içeren sözleşme. Yapılan iş karşılığında ücret alınması zorunlu değildir. Hizmet sözleşmesinde bağımsızlık unsuru açısından, eser sözleşmesinden sonucun garanti edilmesi unsuru açısından ayrılır.

YASAL TEMSİL: Kanundan doğan temsil ilişkisi Ör: Anne ve babanın 18 yaşından küçük çocukların temsil etme yetkisi mevcuttur.

YENİLİK DOĞURAN HAK: hak sahibinin tek taraflı bir irade beyanıyla taraflar arasında yeni bir hukuki ilişki kuran veya mevcut ilişkiyi değiştiren sona erdiren haklar. Ör:sözleşmeyi fesih hakkı (Bozucu yenilik doğuran hak) Şufa hakkı (Kurucu yenilik doğuran hak), seçimlik borçlarda alacaklının seçim hakkı (değiştirici yenilik doğuran hak).

YETKİSİZ TEMSİL: Temsil yetkisi olmaksızın başka biri adına işlem yapılması veya temsil yetkisinin sınırlarının aşılması. Ör: malı kiralama yetkisi verilen temsilcinin satış yapması.

YÖNETMELİK:başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişiler tarafından yetki alanlarına giren hususları düzenlemek veya kanunların uygulanmasını göstermek üzere çıkarılan hukuki düzenlemedir.

BORCU SONA ERDİREN NEDENLER

Posted by aulger On 02:52 0 yorum

BORCU SONA ERDİREN NEDENLER: 
a-)iradi nedenler: ifa, ibra, takas, tecdit, birleşme

b-)iradi olmayan nedenler: (şahsi borçlarda taraflardan birinin ölümü, kusursuz imkansızlık ve zamanaşımı) 

İFA YERİNE EDİM: Borçlunun ifa etmesi gereken şeye karşılık olarak alacaklıya başka bir şey vermesi alacağın sona ermiş sayılacağının kararlaştırılması halidir.  

İBRA: Alacaklının edim yerine getirilmediği halde akacağından vazgeçmesi suretiyle borçluyu borcundan kurtarmasıdır. İbranın geçerli olabilmesi için borçlu tarafından kabul edilmesi gerekir. İflas eden kişinin ibrası hükümsüzdür. 

TAKAS:Borcu sona erdiren nedenlerden biri olup, birbirinden karşılıklı alacaklı olan kişilerde alacağa muaccel olan tarafın tek taraflı irade beyanıyla gerçekleşir. Takas beyanında bulunabilmek için alacakların aynı türden olması gerekir. 

TECDİT (YENİLEME): borcu sona erdiren nedenlerden biri olup, tarafların anlaşmasıyla eski borcun ortadan kaldırılması ve bunun yerine yeni bir borç ihdas edilmesi suretiyle gerçekleşir.
 

 1. Aşağıdakilerden hangisi oy hakkına ilişkin ilkelerden biri değildir?
A) Genel oy
B) Ağırlıklı oy
C) Eşit oy
D) Bireysel oy
E) Serbestlik ve gizlilik

2. Aşağıdakilerden hangisi 1982 anayasasının değiştirilemeyecek hükümlerinden biri değildir?
A) TBMM üye sayısı
B) Başkenti Ankara'dır
C) Resmi dili Türkçedir
D) Milli marşı "İstiklal Marşı"dır
E) Türkiye devleti bir "Cumhuriyet"tir



3. Siyasi parti guruplarıyla ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
A) 1982 anayasası grup kurma sayısını 10 milletvekilinden 20 milletvekiline yükseltmiştir.
B) Siyasi parti grupları üye sayısı oranında Meclis Başkanlık Divanı'na katılırlar
C) Siyasi parti gruplarına milletvekillerinden farklı ve öncelikli söz hakkı tanınmıştır
D) Bütün siyasi parti grupları anayasa mahkemesine iptal davası açma hakkına sahiptir.
E) Seçim için kurulan geçici Bakanlar Kurulu'na siyasi parti gruplarından güçlerine göre üye alınır.

4. Kanun teklif etme yetkisi aşağıdaki mercilerden hangisi ya da hangilerine aittir?
A) Başbakan
B) Yalnız Bakanlar
C) Cumhurbaşkanı
D) Yalnız milletvekilleri
E) Bakanlar Kurulu ve milletvekilleri

5. Aşağıdakilerden hangisi temel hak ve özgürlüklerin korunması ile ilgili olarak 1982 Anayasası'nda yer alan ilkelerden biri değildir?
A) Dilekçe hakkı
B) Kanuni hâkim ilkesi
C) Suç ve cezaların yasallığı ilkesi
D) Kamu görevlilerinin kişilere haksız işlemler sonucu verdikleri zararın devlet tarafından karşılanacağı ilkesi
E) Haksız olarak zarar gören şahısların, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvuracağı ilkesi

6. Aşağıdaki şahıslardan hangisinin siyasi partilere üye olabilmesi için yasal bir engel bulunmamaktadır?
A) Hâkim ve Savcılar
B) Sayıştay mensupları
C) Yüksek öğretim öncesi öğrenciler
D) İşçi niteliği taşımayan kamu görevlileri
E) Yüksek öğretim elemanları ve öğrencileri

7. Milli Güvenlik Kurulu hangi tarihte Anayasal bir kurum haline gelmiştir?
A) 1961
B) 1971
C) 1973
D) 1980
E) 1982

8. Anayasa'nın 67 nci maddesinde düzenlenen seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakları ile ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
A) Seçmen yaşı 18'dir.
B) Eşit oy ilkesi geçerlidir.
C) Tutuklular oy kullanamaz.
D) Askeri öğrenciler oy kullanamaz.
E) Seçimler ve halkoylaması; serbest, eşit, gizli ve genel oy ilkelerine göre yapılır.

9. Mülkiyet hakkı, 1982 Anayasası'nın aşağıdaki bölümlerinin hangisinde düzenlenmiştir.
A) Sosyal hak ve ödevler
B) Siyasal hak ve ödevler
C) Temel hak ve ödevler
D) Genel esaslar
E) Kişi hak ve ödevleri

10. Atatürk ilkelerinin, Anayasa'ya girdiği tarih aşağıdakilerden hangisidir?
A) 1924
B) 1927
C) 1928
D) 1930
E) 1937

Cevaplar: 1-B  2-A  3-D  4-E  5-E  6-E  7-E  8-C  9-A  10-E

1. Aşağıdakilerden hangisi ilk defa 1961 Anayasası ile getirilen yeniliklerden biri değildir?
A) Kanunların Anayasaya uygunluğunun denetlenmesi
B) Çalışanlara sendika kurma hakkının tanınması
C) Yüksek Öğretim Kurulunun kurulması
D) İşçilere toplu sözleşme ve grev hakkının tanınması
E) Herkese önceden izin almaksızın dernek kurma hakkının tanınması

2. Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi ilk defa aşağıdakilerden hangisi ile tanınmıştır?
A) 1921 Anayasası
B) 1924 Anayasası
C) 1961 Anayasası
D) 1971 Anayasa değişiklikleri
E) 1982 Anayasası

3. Aşağıdaki 1961 Anayasası ile 1982 Anayasası ara­sındaki farklılıklardan hangisi yanlış verilmiştir?
A) 1982 Anayasası daha kazuistik bir yöntemle hazır­lanmıştır.
B) 1982 Anayasası yürütme organını güçlendirmiştir.
C) 1982 Anayasası daha katı niteliktedir.
D) 1982 Anayasası daha katılımcı bir demokrasi mo­delini benimsemiştir.
E) 1982 Anayasası devlet otoritesini güçlendirmiştir.

4. Türk Anayasa tarihindeki tek yumuşak anayasa hangisidir?
A) 1921
B) 1924
C) 1961
D) 1982
E) 1937

5. Laiklik hangi tarihte ve hangi T.C. Anayasası'nda ilk kez yer almıştır?
A) 1924 Anayasası'nda, 1924 tarihinde
B) 1924 Anayasası'nda, 1929 tarihinde
C) 1921 Anayasası'nda, 1923 tarihinde
D) 1924 Anayasası'nda, 1937 tarihinde
E) 1960 Anayasası'nda, 1960 tarihinde

6. Osmanlı İmparatorluğu'nda anayasal gelişmenin ilk adımı olarak gösterilen metin aşağıdakilerden han­gisidir?
A) Tanzimat Fermanı
B) Islahat Fermanı
C) Sened-i ittifak
D) Kanun-i Esasi
E) 1921 Anayasası

7. 1921 Anayasası'nın getirdiği en temel yenilik aşağı­dakilerden hangisidir?
A) Milli egemenlik
B) Demokratik seçimler
C) Laiklik
D) Çok partili demokrasi
E) Meclis hükümeti sistemi

8. Savaş hali dışında ölüm cezasına ilişkin Anayasa­mızdaki tüm hükümler ne zaman tam olarak kaldı­rılmıştır?
A) 1991
B) 2004
C) 2001
D) 2005
E) 1994

9. Aşağıdakilerden hangisi 1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nun özeliklerinden biridir?
A) Parlamenter hükümet sistemini benimsemiştir.
B) Yasama yetkisi TBMM'de yürütme yetkisi icra Vekil­leri Heyeti'ndedir.
C) Yeni Türk devletinin ilk anayasasıdır.
D) Laiklik kabul edilmiştir.
E) Ayrıntılı anayasalar grubundadır.

10. Aşağıdakilerden hangisi 1961 TC Anayasası'nın ilk halinde olmayıp, 1971 - 1973 ara rejim döneminde getirilmiştir?
A) Bakanlar Kurulu kararnameleri
B) Memurların sendika kurma hakkı
C) Anayasaya uygunluğu denetleyecek özel, yüksek mahkemenin kurulması
D) TRT özerkliğinin tanınması
E) Devlet Güvenlik Mahkemesi
Cevap Anahtarı: 1-C   2-D   3-D   4-A   5-D   6-C  7-A   8-B  9-C  10-E

MADDE 47 - SENDİKA KURMA HAKKI

Posted by aulger On 05:51 0 yorum

MADDE 47 - SENDİKA KURMA HAKKI

Sendika kurma hakkı
Madde 47- (1) Çalışanlar ve işverenler, önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten çekilme haklarına sahiptir. Aynı zamanda ve aynı iş veya hizmet kolunda birden fazla sendikaya üye olunamaz.
(2) Sendikaların ve üst kuruluşlarının kuruluş, yönetim ve işleyişleri demokratik esaslara aykırı olamaz.
(3) Sendika kurma hakkı, millî güvenlik, kamu düzeni, başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması ile suç işlenmesinin önlenmesi sebepleriyle sınırlanabilir.

NİTELİKLİ ÇOĞUNLUK

Posted by aulger On 05:48 0 yorum

NİTELİKLİ ÇOĞUNLUK
Anayasaya göre belirli işlemlerde özel çoğunluk aranmıştır. Bu durumda Anayasada belirtilen nitelikli çoğunluklar sağlanmadan alınan kararlar geçersizdir. Anayasaya göre nitelikli çoğunluğun arandığı durumlar ve gerekli olan oranlar şöyledir :
*Anayasanın değiştirilmesi, üye tamyayısının 3/5 ‘i veya 2/3 2ü
*Genel veya özel af ilanı, üye tamsayısının 3/5’i
*Meclis başkanı seçilmesi, ilk iki turda üye tamsayısının2/3’ü, üçüncü turda üye tamsayısının salt çoğunluğu, dördüncü turda özel çoğunluk gerekli değildir.
*Bakanın Yüce Divana sevki, üye tamsayısının salt çogunluğu
*Gensoru sonucunda güven oylaması, üye tamsayısının salt çoğunluğu
*Cumhurbaşkanının vatana ihanetten suçlandırılması, üye tamsayısının 2/4’ü
*Güven isteminin reddi, üye tamsayısının salt çoğunluğu
* Devamsızlık nedeniyle milletvekillinin düşürülmesi, üye tamsayısının salt çoğunlugu
Burada, Meclis üye tamsayısının salt çoğunluğu =276 milletvekili
3/5 =330 ‘’
2/3 =367 ‘’ dir.
------------------------------------
Kaynakça
-1982 Anayasa Hukukuna göre Türk Anayasa Hukuku Bülent TANÖR-Necmi YÜZBAŞIOĞLU İsatanbul Ekim 2002 4. Bası
-Türk Anayasa Hukuku Ergun ÖZBUDUN Ankara 2005 8. Bası
-Anayasa Hukuku İdare Hukuku Altın Seri Ankara 2006

MADDE 73 - TBMM - TOPLANTI VE KARAR YETER SAYISI

Toplantı ve karar yeter sayısı
Madde 73- (1) Türkiye Büyük Millet Meclisi, yapacağı seçimler dahil bütün birleşimlerinde üye tamsayısının en az üçte biri ile toplanır ve Anayasada başkaca bir hüküm yoksa toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verir. Ancak karar yeter sayısı, hiçbir şekilde üye tamsayısının dörtte birinin bir fazlasından az olamaz.
(2) Bakanlar Kurulu üyeleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin katılamadıkları oturumlarında, kendileri yerine oy kullanmak üzere bir bakana yetki verebilirler. Ancak, bir bakan kendi oyu ile birlikte en çok iki oy kullanabilir.

Görüşmelerin açıklığı ve yayınlanması
Madde 74- (1) Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulundaki görüşmeler açıktır ve tutanak dergisinde tam olarak yayınlanır.
(2) Türkiye Büyük Millet Meclisi, İçtüzükte belirlenen hallerde kapalı oturumlar yapabilir. Bu oturumlardaki görüşmelerin yayını Meclisin kararına bağlıdır.
(3) Meclisteki açık görüşmelerin, o oturumdaki Başkanlık Divanının teklifi üzerine Meclisce aksine bir karar alınmadıkça, her türlü vasıta ile yayını serbesttir.

Fiil Ehliyet

Posted by aulger On 10:07 0 yorum

fiil ehliyeti, bir kimsenin kendi fiil ve hareketleriyle, hak kazanmasi ve borc altina girebilmesidir.
hak ehliyeti ile sıkı bir iliski icindedir fakat hak ehliyetine sahip olunmadan fiil ehliyetinden sozedilemez hatta bu iki kavram arasinda keskin farklar vardir. tipki; hak ehliyetinin pasif bir ehliyet sayilip, herkese esit olarak dagitilmasi karsisinda, fiil ehliyetinin kisinin davranisina hukum ve netice bagladigi icin aktif bir ehliyet olup, kisilere esit olarak verilmemesi gibi.
fiil ehliyeti, ayirt etme gucunu, ergin olma sartini ve kisi hakkinda kisitlilik kararinin alinmamis olmasini gerektirir. bunun yanisira tum unsurlarin tamaminin veya bir kisminin kiside bulunmasina gore, fiil ehliyeti 4 grupta toplanir.
- tam ehliyetliler
sartlari: ergin olmak, ayirt etme gucune sahip olmak ve kisitli olmamak olarak belirlenir.
- tam ehliyetsizler
sartlari: ayirt etme gucu olmayan kucuk veya ayirt etme gucu olmayan resit olarak ikiye ayrilir. burada iki olasiligi ayiran tek fark 18 yasini doldurup/ doldurmamakla ilgilidir. tam ehliyetsiz olma sebebi ise ayirt etme gucune haiz olmamakla belirlenir.
- sınırlı ehliyetsizler
sartlari: ayirt etme gucu olan kucuk veya ayirt etme gucu olan kisitlilar, sinirli ehliyetsiz olarak belirlenir. ayirt etme gucu olan kucuk'ten kasit, 18 yasini doldurmamis fakat akli melekeleri yerinde olan sahistir. ayirt etme gucu olan kisitlilar ise, mahkeme karari ile hakkinda kisitlilik karari alinmis sahsiyetlerdir. bu bireyler, fiil ehliyetlerinin sinirli olmasi sebebiyle, belirli fiilleri kendi kisisel yararlari dolayisiyle hur ve ozgur iradeleri ile yerine getiremezler.
- sınırlı ehliyetliler
sartlari: bu kisiler ayirt etme gucune sahip, ergin ve hakkinda kisitlilik karari alinmamistir fakat yine de kendilerine yasal danisman atanmistir. bu kisiler mk. 429'daki islemleri yapamazlar.

Görev ve Yetkileri (Madde 104)

Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyeti'ni ve Türk Milleti'nin birliğini temsil eder; Anayasa'nın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir.

Bu amaçlarla Anayasa'nın ilgili maddelerinde gösterilen koşullara uyarak yapacağı görev ve kullanacağı yetkiler şunlardır:

a) Yasama ile ilgili olanlar :

* Gerekli gördüğü takdirde, yasama yılının ilk günü Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde açılış konuşmasını yapmak, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni gerektiğinde toplantıya çağırmak,
* Yasaları yayımlamak,
* Yasaları yeniden görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne geri göndermek,
* Anayasa değişikliklerine ilişkin yasaları gerekli gördüğü takdirde halkoyuna sunmak,
* Yasaların, kanun hükmündeki kararnamelerin,Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün, tümünün ya da belirli kurallarının Anayasa'ya biçim ya da esas yönünden aykırı oldukları gerekçesi ile Anayasa Mahkemesi'nde iptal davası açmak,
* Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar vermek,

b) Yürütme alanına ilişkin olanlar :

* Başbakanı atamak ve istifasını kabul etmek,
* Başbakanın önerisi üzerine Bakanları atamak ve görevlerine son vermek,
* Gerekli gördüğünde Bakanlar Kurulu'na Başkanlık etmek ya da Bakanlar Kurulu'nu Başkanlığı altında toplantıya çağırmak,
* Yabancı devletlere Türk Devleti'nin temsilcilerini göndermek, Türkiye Cumhuriyeti'ne gönderilecek yabancı devlet temsilcilerini kabul etmek,
* Uluslararası andlaşmaları onaylamak ve yayımlamak,
* Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Başkomutanlığını temsil etmek,
* Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kullanılmasına karar vermek,
* Genelkurmay Başkanı'nı atamak,
* Milli Güvenlik Kurulu'nu toplantıya çağırmak,
* Milli Güvenlik Kurulu'na Başkanlık etmek,
* Başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu kararıyla sıkıyönetim ya da olağanüstü hal ilan etmek ve kanun hükmünde kararname çıkarmak,
* Kararnameleri imzalamak,
* Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebi ile belirli kişilerin cezalarını hafifletmek ya da kaldırmak,
* Devlet Denetleme Kurulu'nun üyelerini ve Başkanını atamak,
* Devlet Denetleme Kurulu'na inceleme, araştırma ve denetleme yaptırmak,
* Yükseköğretim Kurulu üyelerini seçmek,
* Üniversite rektörlerini seçmek,

c) Yargı ile ilgili olanlar:

Anayasa Mahkemesi üyelerini, Danıştay üyelerinin dörtte birini, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi üyelerini, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerini seçmek.

Cumhurbaşkanı, ayrıca Anayasada ve kanunlarda verilen seçme ve atama görevleri ile diğer görevleri yerine getirir ve yetkileri kullanır.
(Madde 104)

Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyeti'ni ve Türk Milleti'nin birliğini temsil eder; Anayasa'nın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir.

Bu amaçlarla Anayasa'nın ilgili maddelerinde gösterilen koşullara uyarak yapacağı görev ve kullanacağı yetkiler şunlardır:

a) Yasama ile ilgili olanlar :

* Gerekli gördüğü takdirde, yasama yılının ilk günü Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde açılış konuşmasını yapmak, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni gerektiğinde toplantıya çağırmak,
* Yasaları yayımlamak,
* Yasaları yeniden görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne geri göndermek,
* Anayasa değişikliklerine ilişkin yasaları gerekli gördüğü takdirde halkoyuna sunmak,
* Yasaların, kanun hükmündeki kararnamelerin,Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün, tümünün ya da belirli kurallarının Anayasa'ya biçim ya da esas yönünden aykırı oldukları gerekçesi ile Anayasa Mahkemesi'nde iptal davası açmak,
* Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar vermek,

b) Yürütme alanına ilişkin olanlar :

* Başbakanı atamak ve istifasını kabul etmek,
* Başbakanın önerisi üzerine Bakanları atamak ve görevlerine son vermek,
* Gerekli gördüğünde Bakanlar Kurulu'na Başkanlık etmek ya da Bakanlar Kurulu'nu Başkanlığı altında toplantıya çağırmak,
* Yabancı devletlere Türk Devleti'nin temsilcilerini göndermek, Türkiye Cumhuriyeti'ne gönderilecek yabancı devlet temsilcilerini kabul etmek,
* Uluslararası andlaşmaları onaylamak ve yayımlamak,
* Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Başkomutanlığını temsil etmek,
* Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kullanılmasına karar vermek,
* Genelkurmay Başkanı'nı atamak,
* Milli Güvenlik Kurulu'nu toplantıya çağırmak,
* Milli Güvenlik Kurulu'na Başkanlık etmek,
* Başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu kararıyla sıkıyönetim ya da olağanüstü hal ilan etmek ve kanun hükmünde kararname çıkarmak,
* Kararnameleri imzalamak,
* Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebi ile belirli kişilerin cezalarını hafifletmek ya da kaldırmak,
* Devlet Denetleme Kurulu'nun üyelerini ve Başkanını atamak,
* Devlet Denetleme Kurulu'na inceleme, araştırma ve denetleme yaptırmak,
* Yükseköğretim Kurulu üyelerini seçmek,
* Üniversite rektörlerini seçmek,

c) Yargı ile ilgili olanlar:

Anayasa Mahkemesi üyelerini, Danıştay üyelerinin dörtte birini, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi üyelerini, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerini seçmek.

Cumhurbaşkanı, ayrıca Anayasada ve kanunlarda verilen seçme ve atama görevleri ile diğer görevleri yerine getirir ve yetkileri kullanır.

Yönetmelik

Posted by aulger On 12:25 0 yorum

Yönetmelik, bakanlıkların ve kamu tüzel kişilerin kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanması için çıkardıkları hukuk kurallarıdır. Resmî Gazete'de yayımlanır ve yürürlüğe girer fakat yönetmeliklerin hepsi Resmî Gazete'de yayımlanmaz. Hangi yönetmeliklerin Resmî Gazete'de yayımlanacağı kanunlarla belirlenir.
Yasa ve tüzüklere aykırı hüküm içeremezler. Ülke çapında uygulanacak olan yönetmeliklerin yargısal denetimi Danıştay tarafından yapılırken, diğer yönetmeliklerin yargısal denetimi genel görevli idari mahkemeler tarafından yapılır.
Millî İstihbarat Teşkilatı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü gibi kurumlar doğrudan başbakanlığa ve diğer bakanlıklara bağlı olduklarından dolayı yönetmelik çıkaramazlar.

Related Posts with Thumbnails

ShareThis

    Followers

    website-hit-counters.com